Sevimli Pikachu, Beyin İçin Neden Çikolatalı Milkshake Gibidir?

Sevimli şeyler genellikle savunmasız, kırılgan ve zayıftır. Ama sevimliliğin kendisi gerçekten güçlüdür. Oxford Üniversitesi’nden Morten L Kringelbach ve meslektaşları yakın zamanda sevimliliği “davranışımızı şekillendiren en temel ve güçlü etkenlerden biri” olarak tanımladılar. Yine de, temel önemine rağmen, sevimlilik akışkan, evrimleşen bir kavram ve özellik olabilir.

Sevimli (cute) kelimesi, başlangıçta keskin, zeki veya kurnaz anlamına gelen İngilizce acute kelimesinin kısaltılmış bir biçimi olarak ortaya çıktı. ABD’deki öğrenciler, 19. yüzyılın başlarında cute (sevimli) kelimesini güzel veya çekici anlamında kullanmaya başladı. Ancak sevimlilik aynı zamanda zayıflığı da beraberinde getirir. Fransızcada sevimli ya da zarif anlamına gelen mignon, zayıf bir takipçi ya da alt rütbeli anlamına gelen İngilizce minion kelimesinin kökenidir. Benzer bir kavrama atıfta bulunan Japonca kelime olan kawaii, ilk olarak 11. yüzyılda acınacak halde anlamında kullanılmış gibi görünüyor.

Ancak günümüzde Japon kawaii maskotları her zaman o kadar da acınacak halde değil. Video oyunu markası Pokémon’dan fare benzeri bir yaratık olan Pikachu, rakiplerine saldırmak için kavurucu yıldırımlar yaratabilir. Ancak Pikachu’nun çocuksu özellikleri -büyük gözler, dolgun kırmızı yanaklar ve orantısız şekilde büyük bir kafa- bu çok da acınası olmayan Pokémon’u paradoksal olarak masum, sevilesi ve şirin kılıyor.

Sevimlilik, evrimleşen dilbilimsel bir kavram olabilir. Çünkü tanımlayıcı özellikleri belki de tarihin büyük bir kısmı için açık ve hatta tarifsiz olarak kabul edildi. 20. yüzyılda Nobel ödüllü Konrad Lorenz ve Niko Tinbergen, insanların sevimli ya da alımlı bulduğu ‘bebek şemasını’ (infant schema) tanımladılar: yuvarlak gözler, tombul yanaklar, yüksek kaşlar, küçük çene ve büyük kafa-vücut boyutu oranı. Bu özellikler, hayatta kalmak için bizim ilgimize ve sevgimize ihtiyaç duyan çaresiz bebekleri beynin tanımasına yardımcı olarak önemli bir evrimsel amaca hizmet eder.

Aslında, sevimlilik yargıları insan algısı için bir temel olabilir. Kringelbach ve Oxford’daki meslektaşları, bebek ve yetişkin yüzlerine ait görseller sunulan deneklerdeki manyetik beyin aktivitesini incelediklerinde, beynin, yüz deneklere sunulduktan sonra saniyenin yedide birinden daha kısa bir süre içinde yüzleri sevimli veya çocuksu olarak tanımaya başladığını keşfettiler. Araştırma grubu sevimliliğin, şefkat ve empatiden sorumlu olan daha yavaş beyin ağlarını etkilemeden önce beynin hızlı dikkat kaynaklarının kilidini açan bir anahtar olduğu sonucuna vardı.

Sevimlilik bu kadar önemli bir anahtarsa, bir çilingir bir ana anahtarı taklit edebilir mi? On yıllar önce Lorenz ve Tinbergen, olağanüstü uyaran (supernormal stimulus) kavramını da ortaya attı: doğada meydana gelen herhangi bir uyarandan çok daha belirgin veya yoğun bir uyarıcı. Klasik bir deneyde Tinbergen, kazların gerçek kaz yumurtaları yerine voleybol toplarını yuvalarına doğru yuvarlamayı tercih ettiklerini keşfetti. Aslında voleybol topları olağanüstü uyarıcıdır çünkü büyük, yuvarlak, beyaz şekilleri gerçek kaz yumurtalarından daha çok yumurtaya benzer.

Benzer şekilde, Pikachu’nun bebeksi özellikleri gerçek bebeklerinkini aşabilir ve karakteri olağanüstü bir uyarıcı haline getirebilir: dayanılmaz derecede sevimli, ancak gerçek bir bebeğin yüksek bakımını gerektirmeden. Söylemeye gerek yok, “sevimlilik hissimiz” Pikachu gibi sahte hayvanları beslemek için gelişmedi, ancak beynimiz yine de bu tür sevimli karakterlerin doğal olmayan büyük gözleri ve çocuksu özellikleri tarafından ele geçirildi. Benzer şekilde, gıdalardaki şekeri algılama duyumuz, çikolatalı milkshake’lerin tadını çıkarmamız için değil, bizi meyvelerde ve diğer yiyeceklerde doğal olarak oluşan şeker kaynaklarına yönlendirmek için gelişti.

Sevimli çizgi film karakterleri, abur cubur, video oyunları ve diğer olağanüstü uyaranlar, beynin ödül devresindeki nöral mekanizmanın önemli bir parçası olan nucleus accumbens ile etkileşime girer. Nucleus accumbens, diğer şeylerin yanı sıra bu tür uyaranları da kodlayan bir beyin kimyasalı olan dopamin salgılayan nöronları içerir. Uyuşturucu maddelere çok benzer şekilde, olağanüstü uyaranların nucleus accumbens’i harekete geçirerek beynin tüm dikkatini söz konusu ödüle yönlendirdiği düşünülüyor. Uluslararası bir araştırma ekibi, fotoğraflarda bebek yüzlerine ait bebek şemasını yapay olarak manipüle ederek olağanüstü uyarıcı olarak kabul edilebilecek şeyleri -normal bir bebeğin görünebileceğinden daha çok bebek yüzlü ya da sevimli yüzler- yaratarak bu fenomeni inceledi. Kadınlara gerçek ve manipüle edilmiş görüntüler gösterilirken beyinleri fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullanılarak tarandı. Araştırmacıların varsaydığı gibi, şirinliğin artması veya azalması, nucleus accumbens’deki metabolik aktivite üzerinde önemli bir etkiye sahipti, bu da bu beyin bölgesinin hem olağanüstü uyaranlara tepki verdiğini hem de bebeklere karşı fedakar, besleyici davranışları tetiklemede önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Beyinde dopamin yolağı

Rafine şeker gibi diğer olağanüstü uyaranlar, beynin ödül devresini benzer bir yolla etkinleştirebilir. Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, laboratuvar farelerinin nucleus accumbens’indeki dopamin aktivitesinin, farelerin tükettiği şekerli su miktarıyla orantılı olduğunu göstermiştir. Benzer şekilde, Oregon’daki araştırmacılar, obez ergen kızlar çikolatalı milkshake tüketirken nucles accumbens’e bitişik bir beyin bölgesi olan (aynı zamanda ödül devresinde rol alan) caudate nucleus’ta anormal beyin aktivitesi olduğunu gösterdiler. Görünüşe göre bebek sevimliliği, şekerli içerikler ve diğer ödüllendirici uyarıcıların tümü, beynin dikkat sistemine ayrıcalıklı erişim sağlamak için manipüle edilebilir. Beynin ödül devresinde, Pikachu bir çikolatalı milkshake’tir.

Bazal ganglia ve bağlantılı yapılar. Kaynak: Wikipedia

Bu yükseltilmiş uyaranlar, beynin endişelerinden kargaşa yaratıyor gibi görünüyor. Ancak video oyunu karakterleri ve sağlıksız yiyecekler dikkatimizi çaresiz bebeklerden ve sağlıklı yiyeceklerden çekmeden önce bile, kediler, köpekler ve diğer evcil hayvanlar, insanlardan önemli kaynaklar kazanmanın garip bir yolunu buldular. Belki de Kringelbach ve meslektaşları, sevimliliğe “Truva atı” demekte haklı. İnsanlar neden diğer türleri büyütme ihtiyacı hissediyor? Neden köpek yavruları, kedi yavruları ve tavşanlar bazen bebeklerden daha sevimli?

Bebek gelişimi üzerine çalışmak, cevaplar bulmamıza yardımcı olabilir. Diğer memelilerden farklı olarak, insanlar tam gelişmemiş  beyinlerle doğar, bu sayede kafatası annenin doğum kanalına sığabilir. Bu aynı zamanda daha kısa gebeliklere izin vererek anne üzerindeki yükü azaltır. Bebekler olgunlaştıkça yeni doğanlardan daha az çaresiz olmalarına rağmen, muhtemelen bebeksi yüz özelliklerinin geçici olarak abartılması nedeniyle daha sevimli olarak algılanırlar. Öte yandan köpekler, doğumdan sonra daha hızlı olgunlaşır ve sadece iki hafta içinde kör yavrulardan sevimli, ‘köpüş gözlü’ yavrulara dönüşürler.

Ve böylece, evrimsel psikolojinin tuhaflığı içinde, köpekler ve kediler, insanlardan kendi yavrularımızla neredeyse aynı ilgiyi çekmişlerdir. Aslında, sevimliliğin bilimi aynı anda hem sezgisel hem de tuhaftır. İki yüz yıl önce, sevimlilik İngilizcede hâlâ yeni ortaya çıkan bir dilbilimsel kavramdı. Bugün ise dikkat, sevgi ve ilgiyi kontrol eden önemli nöral kaynaklara hızlı bir bilet olarak kabul edilmektedir.

Çocuksu görünüm üzerine yapılan araştırmalar, insan sevgisinin tüyler ürpertici yüzeyselliğini ortaya koyuyor. Sevgi neden daha derin kriterlere göre kazanılamaz? Ancak biyolojik bir bilgisayar gibi, beynin de çaresiz, muhtaç bebekler olma ihtimali olan varlıkları belirlemek için buluşsal yöntemlere – bir dizi programlanmış kılavuza – ihtiyacı vardır. Kringelbach ve meslektaşları, bu buluşsal yöntemleri anlamanın, yarık dudak (cleft lip) ve doğum sonrası depresyonun anne-çocuk ilişkisi üzerindeki etkilerini hafifletmenin bir yolunu bulmamıza yardımcı olacağını umuyor. Ya da belki böyle bir bilgi, daha sevimli bir Pokémon için gerekli malzemeleri bize söyleyebilir. Her iki durumda da, sevimliliğin kültürel farkındalığının artmasıyla, daha büyük gözler ve daha yuvarlak yüzler bizimle kalmaya devam edecek.

Yazar: Joel Frohlich

Çeviren: M. Yasin Yıldırım

Kaynak: Aeon

Aeon counter – do not remove

Şunları da beğenebilirsiniz...

5 Yorum

  1. Avatar İrem dedi ki:

    Çok ilgi çekici bir yazı olmuş, ellerine sağlık.

  2. Avatar Merve Dönmez dedi ki:

    Gerçekten çok güzel olmuş, eline sağlık. 🙂

  3. Avatar etkikeyici dedi ki:

    etkileyici

  4. Avatar Anonim dedi ki:

    Pikachu bile bu hayatta masum değilmiş…

  5. Avatar Elif dedi ki:

    Çok ilginçmiş ellerine sağlık

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir