Özel Duyumuz: Koku

koku kapak

Duyuların Sinirbilimiyle ilgilendiğimiz yazı serimize koku duyumuzla devam ediyoruz.

Koku alma duyumuzu diğer duyulardan ayıran nedir? Koku duyumuz olmasa yemeklerden aldığımız lezzet şimdikiyle aynı olur muydu? Sizce tehlikenin kokusunu alabilir miyiz? Nesnelere taktığımız etiketler o nesnenin kokusunu değiştirir mi? Bu soruları cevaplayacağımız yazımıza ilk olarak koku duyumuzu diğer duyulardan ayıran farklardan bahsederek başlayalım.

Kokunun Farkı

Koku duyumuzu kendine has kılan şey onun nasıl duyumsadığımızda yatıyor.

Etrafımızdan aldığımız koku molekülleri burnumuzun gerisindeki olfaktör epitel bölgesine gelir. Bu olfaktör bölgesine bir nevi burnumuzun koku alma organı diyebiliriz çünkü bu bölge üzerinde yer alan olfaktör algılayıcı hücreler, bizim kokuları ayırt etmemizi sağlayan nöronlardır. Bu hücreler beynimizdeki koku bölgelerine sinyalleri ateşler ve gönderir. Bu sinyaller diğer duyularımızın aksine talamusa uğramadan, koku bölgelerine ulaşır.

Koku duyusu üzerindeki çalışmalarıyla Nobel tıp ödülüne layık görülen Linda Buck ve Richard Axel bin farklı genden oluşmuş, ‘özel protein alıcılarının’ üretimini kontrol eden geniş bir gen ailesi keşfetti. İnsanlarda bin farklı gen, on binden fazla farklı kokunun gerektiği gibi algılanmasında görevli. Bu, insan genlerinin yüzde 3’ünün kokuları algılamamıza yaradığı anlamına geliyor. Bu rakam bize fazla gelse de koku, evrim boyunca insanoğlunun hayatta kalabilmek, bozuk ve toksik yiyeceklerden sakınmak için dayandığı en temel duyu olarak gösteriliyor.

koku

‏‏‏‏‏‏‏‏

Ayrılmaz İkili: Tat ve Koku

Elma, patates ve soğanın tadının aynı olduğunu fakat kokuları sayesinde onları farklı algıladığımızı söylesem bana inanır mıydınız?

Koku alma duyumuzun tat alma duyumuzla yakın ve çok önemli bir ilişkisi olduğu aşikar, bunu her gün içtiğiniz bir kahveyle veya yediğiniz yemekle siz de deneyimliyorsunuz. Hatta bu iki duyu arasındaki bağ öylesine güçlü ki eğer koku duyumuz olmasaydı komplike tatları duyumsayamaz; basit, temel beş tadı (acı, tatlı, ekşi, tuzlu, umami) duyumsardık.

Gittikçe daha farklı yönleri olduğunu fark ettiğimiz koku duyumuza bambaşka bir açıdan bakalım.

Tehlikeyi Koklayabilir miyiz?

Alman sinirbilimciler (Smiljana Mutic ve arkadaşları) bu konu hakkında şaşırtıcı bir deney yapmışlar. Araştırmacılar, bir grup katılımcıya üzerinde özel pedler bulunan beyaz tişörtler giydirmişler. Bir kısım gönüllüye agresif sporlar -örneğin boks- bir kısmına ise pasif sporlar -örneğin bisiklet sürmek- yaptırılmış. Katılımcılardan alınan pedler izole edilmiş ve kişilerin kendilerine özgü vücut kokularından kaynaklanabilecek sapmaları engellemek için bir dizi işlem uygulanmış.

Daha sonra bu pedler aşağıda görebileceğiniz gibi başka bir katılımcı grubundaki kişilere ayrı ayrı bağlanmış ve katılımcılardan kendilerine gösterilen ekranda yazan kelimelerin rengini seçmeleri istenmiş. Kişilerin tepki süreleri ölçülmüş.

koku görsel

görseller temsilidir

Sizce hangi seferde katılımcılar daha kısa sürede tepki vermiştir? Bu soruya çoğumuz agresif spor yapan kişilerin pedlerini kokladıkları zaman daha kısa sürede tepki vermişler yanıtını verir ancak durum bunun tam tersi:

 

görsel

‏‏‏‏‏‏‏‏

Bu nasıl olabilir diye düşünebilirsiniz, bu soruyu yanıtlarken önceki yazımızda da bahsettiğimiz görme duyumuz ve duyularımızın birbirleriyle olan ilişkisini dikkate almamız gerek.

Katılımcıların burunlarına bağlı pedlerden gelen agresif kemosinyallerle ekranda gösterilen yazılardan (nefret, kavga, şiddet, tehlike) alınan bilgiler beynimizde karşılaştırılıyor. Bu karşılaştırma ise gecikmeye sebep oluyor. Yani beynimiz tam olarak agresif spor kaynaklı kemosinyallerden gelen tehlike kokusunu alıyor.

İsimlendirme Kokuyu Değiştirir mi?

Prof. Dr. Johannes Frasnelli bir grup katılımcının çevredeki kokuları değil yalnızca verilen kokuları algılamaları için olfaktometre cihazıyla onlara çeşitli kokular gönderiyor.

görsel

‏‏‏‏‏‏‏‏(OLFAKTOMETRE)

görsel

‏‏‏‏‏‏‏‏

Bu kokuların adları önlerinde bulunan bir ekranda gösteriliyor ve kokuları 1-9 arasında puanlamaları isteniyor. Kokularla beraber ekranda sırasıyla badem özü, taze çiçekler, parmesan peyniri, yapıştırıcı, ucuz parfüm, kurumuş kusmuk yazıları çıkıyor.

Tahmin edileceği üzere ilk üç kokuya daha yüksek puanlar verilirken diğer üç kokuya düşük puanlar veriliyor. Oysaki kişilere badem özü ve yapıştırıcı, taze çiçekler ve ucuz parfüm, parmesan peyniri ve kurumuş kusmuk için aynı kokular gönderiliyor. Katılımcılar aynı kokuyu almalarına rağmen neden onları farklı değerlendirdi?

Beynimiz etrafımızı algılamak, anlamlandırmak için en çok görme duyusunu kullanır. Katılımcılar kokuyu aynı duyumsamış olsa da onlara gösterilen yazılara daha çok güveniyor ve buna göre bir sonuç çıkarıyor. Diğer bir deyişle beynimiz gerçekten kokladığı kokuya güvenmek yerine tecrübelerimizin oluşturduğu iç modelimize -our internal model- güvenmeyi tercih ediyor.

 

Bu yazı Doç. Dr. Gülsüm Akdeniz’in “Duyuların Sinirbilimi-2” adlı webinarından esinlenerek hazırlanmıştır.

 

Yazarlar: Amine Türkmen, İrem Kılıçgil

 

Kaynakça:

  1. Shepherd GM (2004) The Human Sense of Smell: Are We Better Than We Think? PLoS Biol 2(5): e146. https://doi.org/10.1371/journal.pbio.0020146
  2. Wehling, E., Lundervold, A.J. & Nordin, S. Does it Matter How We Pose the Question “How is Your Sense of Smell?”. Chem. Percept. 7, 103–107 (2014). https://doi.org/10.1007/s12078-014-9171-6
  3. Smiljana Mutic, Valentina Parma, Yvonne F. Brünner, Jessica Freiherr, You Smell Dangerous: Communicating Fight Responses Through Human Chemosignals of Aggression, Chemical Senses, Volume 41, Issue 1, January 2016, Pages 35–43, https://doi.org/10.1093/chemse/bjv058
  4. Simona Manescu, Johannes Frasnelli, Franco Lepore, Jelena Djordjevic, Now You Like Me, Now You Don’t: Impact of Labels on Odor Perception, Chemical Senses, Volume 39, Issue 2, February 2014, Pages 167–175, https://doi.org/10.1093/chemse/bjt066
  5. https://www.nobelprize.org/prizes/medicine/2004/summary/

 

You may also like...

3 Responses

  1. Çok güzel bir yazı olmuş, tebrikler 🙂

  2. Merve Dönmez dedi ki:

    Bir önceki yazınız gibi bu da oldukça başarılı olmuş 🙂 Tebrikler.

  3. Mustafa dedi ki:

    Çok güzel bir yazı, teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir